Kaçış Daima Hak Eder
- Berk Mercancı

- 12 Tem 2019
- 1 dakikada okunur

Bu fotoğraf benim için her şeyin başladığı anı işaret ediyor. Belki fotografik açıdan üst düzey değil, fakat bir bisiklet turunda çektiğim ilk fotoğraf olması ve bu ilkin böyle bir finişe tanıklık etmesi, benim için çok anlamlı kılıyor.
Iljo Keisse’nin 2012'de İzmir’deki efsane kaçışını sonlandırmasına sadece birkaç metre kala çekmiştim bu fotoğrafı. İster inanın ister inanmayın, bu finişin YouTube linki bir aralar sık kullanılanlarımda ekliydi. Uzun süre her gün izledim, hala da aklıma geldikçe açıp izlerim. Kaçışının son virajında düşmesi, büyük soğukkanlılıkla zinciri yerine oturturken, bir yandan küçük adımlarla finişe doğru yürümesi ve vazgeçmeden kaçmaya devam etmesi… Kaçmalıydı tabii çünkü hemen arkasında, o yıldan sonra yıldızı parlayan ve sprint finişlerini domine eden Marcel Kittel geliyordu.

Bisiklet izleyicileri tarafından önde kaçanlar daima desteklenir. Hatta Eurosport yorumcusu Carlton Kirby’nin yayında “Come on Keisse for goodness sake!” diye bağırması, bunun en iyi örneğidir belki de. Kaçanlar tek başlarına veya ufak gruplar halinde, yüzlerce kişilik pelotona karşı meydan okurlar adeta. Birçok kişi de anlam veremez bu kaçışlara. Örneğin benim babam… “Yakalanacağını bile bile neden kaçıyorlar?” diye sorar her yarışta. Kimisi o günkü etap sonu kendine uymadığı için, kimisi de sponsorlarını veya kendini göstermek amacıyla bu kumarı oynarlar. Kimisi en başından bilir finişi göremeden yakalanacağını, “değirmenlere karşı, bile bile, birer yitik savaşçı”…
Kaçış daima hakeder bu yüzden. Çünkü yarışın olası sonucuna karşı çıkar, başkaldırır. O günün başkaldıranı Keisse oldu. Sadece etap kazanmadı, yel değirmenleriyle savaşmanın ne demek olduğunu kendi tarzıyla herkese gösterdi.

Yorumlar